head-content'/> futbolaşk: Kasım 2012

30 Kasım 2012 Cuma

Futbol Endüstrisi

Büyük kitleleri sürükleyen futbol endüstrisi  sosyo - ekonomik açıdan birçok alanı etkilemektedir. Gelişmiş Avrupa ülkelerine baktığımızda külüpler kurumsal kimlik kazanmış ve dünya çapında tanınan markalar haline gelmiştir.Turimz, ulaşım, reklam , tekstil gibi birçok alanda katma değer oluşturan futbol endüstrisinin  parçaları olan külüplere bu açıdan büyük sorumluluklar düşmektedir.

Büyük kitleleri sürükleyen Manchester United, Barcelona, Real Madrid ve Bayern Münih gibi marka değeri ve ünü uluslararası alana taşan külüpler her anlamda çok iyi yönetilmektedir. Bu takımlar sportif alanda her zaman sürdürülebilir başarıyı hedeflemişlerdir. Amaçları marka değerini yükselterek hedef kitlelerini genişletmek ve sonucunda futbol endüstrisinin içindeki pastanın büyük dilimine sahip olmaktır.

Bu külüpler nasıl başarılı ve büyük kulüp oldular dersek, futbolun en büyük dinamiği olan tafaftar algısını herzaman önemsediler. Başarının ve büyümenin sportif anlamda sürdürülebilir başarıyla gerçekleştigi anlayaşını yönetici ve sporcu kadrosuyla sorumluluk haline getirdiler. İstikrara önem verdiler ,disiplinle çok çalıştılar, ar-ge çalışmalarını çok iyi yaptılar ve en önemlisi sabırlı oldular. Yıllarca süregelen bu anlayışla bugünlere geldiler.

Bizde durum nasıl; futbol endüstrisinde pazar çok büyük olmasına karşın futbolu yönetenler futbolun gerçeklerinden uzak, sosyo - ekonomik dengeleri anlamadan kulüp yönetmeye çalışıyorlar. Ülkemizde futbol potansiyeli iyi kullanılamıyor,kaynak var ancak harcamalar dogru yatırımlara yapılamadığından gelişim gösteremiyoruz. En basitinden güçlü ekonomilere ve büyük taraftar kitlelerine sahip takımlarımız bu potansiyellerini sürdürebilir başarıya dönüştüremediler.

Bizim gibi gelişmekte olan ve futbola aşk tadında bağlı olan toplumlar için futbol endüstrisi gelişim fırsatı açısından çok önemli. Futbolun gerçeklerinden uzan kalmadan, gelişime açık ve rekabet ortamına ayak uydurabilen futbol aşıklarıyla yolumuza  devam etmeliyiz.

27 Kasım 2012 Salı

Beğenilmeyen Forvet Burak Yılmaz

Kime sorsam Burak'ı beğenmiyor. Fenerlisi, Beşiktaşlısı ve hatta Galatasaray taraftarı bile Burak'ın iyi futbolcu olmadığını dile getiriyor.

Futbol yaşantısı çok çalkantılı geçen Burak Yılmaz ,İstanbul takımlarındaki başarısız sezonlardan sonra İstanbul dışında Trabzonspor'da başarıya ulaştı. Bu başarı da en büyük pay Burak'ın kendisinde ve sonra ona sahip çıkan ve gelişimine destek olan Şenol Güneş hocada' dır.

Beşiktaş ve Fenerbahçe'de geçen toplam 3 sezonda sadece 1 gol atabilen Burak Yılmaz, 2009-2010 sezonunda devre arasında Trabzonspor'a transfer olduğunda kimse ondan bir patlama beklmediyordu. Burak 2,5 sezon kadrosunda yer aldığı Trabzonspor'da ikinci sezonunda  19 golle gol krallığında ikinci ve son sezonda 32 golle gol kralı oldu. 25 yaşında futbolun en güzel çağında patlama yapan Burak Yılmaz, kendini sadece  futbola vererek 2 sezonda Türkiye'nin en değerli golcüsü olduğunu ispat etti.

Sağkanat oyuncusu  olarak bilinen Burak Yılmaz, Şenol hocanın ısrarı ile Trabzonspor'da ısrarla forvet oynatıldı. Şenol Güneş hoca onun fizik gücü, çabukluğu  ile kendini daha fazla geliştireceğinden emindi. Burak' da çok çalıştı ve emek verdi. Çok iyi bir futbolcu fiziğine sahip oldu, güçlendi, çalım atmayı ögrendi ve en önemlisi topa nasıl vurulması konusunda kendini çok geliştirdi. Birebirde hep ayakta kaldı, kolay yıkılmadı, topla hep buluşmak istedi ve buluştu ( Selçuk gibi iyi pasör sayesinde) . Gol vuruşu yapmayı ve iyi  frikik atmayı öğrendi. Kafa toplarını da geliştirdi. İyi bir forvette aranan özelliklerin çoğu Burak'da son iki sezonda buluştu. Hızlı, hırslı, güçlü ve etkili ; Burak Yılmaz için söylenecek dört anlamlı kelime. Trabzonda'ki başarısını yeni sezonda Galatasaray'da gösteremeyeceğini  düşünen birçok futbolsever ve spor kamuoyu vardı. Yedek kalacağını düşünenler de oldu. Sezonun ilk yarısı ve Şampiyonlar ligi  dahil Burak Yılmaz çıkmış olduğu her maçta kendini birkez daha ispat edercesine oynadı ve gollerini attı.

Tebrikler Burak Yılmaz...

21 Kasım 2012 Çarşamba

Ligimiz Keyif Veriyor Ancak Futbol Kalitemiz!

Türkiye de oynanan futbol kalitesine baktığımız da, dört büyük  takımlar mı hayalkırıklığı oluşturdu yoksa diğer takımlarımız mı futbolunu geliştirdi ? Lig lideri Galatasaray'ın 12  haftada 14 puan kaybetmiş olması birçok soruyu beraberinde  getiriyor. Çok büyük paralar harcamak iyi takım kurmak için yetmiyor. Doğru transfer politikası (ihtiyaç olan mevkii transferi) ve en önemlisi eldeki kadroyu en iyi şekilde  hazırlayan ve oynatan bir teknik adam.

Ligimizin bu sene  bu kadar zevkli hale gelmesinde takımlar arasındaki futbol kalitesi makasının azalmış olması etkendir. Bu aslında Şampiyon ve hedefi Avrupa olan takımlarımız için kötü bir gösterge. Her sezon yenilenen kadrolar ve büyüyen hedefler maalesef sadece teoride kalmakta. Harcanan paraların karşılığında takımlarımızın aynı oranda başarılı olamadıklarını görüyoruz. Her takımın birbirinden puan aldığı ve bol gollü karşılaşmalar ligimizi keyifli hale getirmiş olsa da kaliteli futbol adına çok eksiğimiz olduğu gerçegini ortadan kaldırmıyor.Yurtdışına çıktığımızda bütün zaaflarımız net bir şekilde ortaya çıkıyor. Bütçe olarak çoğu Avrupa külüplerinden büyük bütçeli takımlarımız olsa da oynanan  futbol kaitesi adına çok geride kaldığımızı net bir şekilde  görebiliyoruz.

Futbolun bazı temel noktalarında hala ülke olarak eksik kaldığımız gerçeği var. Kulüp yönetimlerinin ticari bir kurum anlayışından çıkıp gerçek bir spor kulübü olarak yönetilmesi anlayışının yer edinmesi gerekiyor. Dünya futbolunda başarıyı getiren modellerin örnek alınması gerekiyor.Güven ve istikrar külüplerin geleceği için vazgeçilmezleri olmalı. Futbolu seven ve gerçekten bu alanda kendini yetiştirmiş yetenekli yöneticilerle çalışmalıyız.

13 Kasım 2012 Salı

Fenerbahçeli Karamsar Olmasın!

Fenerbahçe beklenenin aksine Ordusporu rahat geçti.Orduspor ligimizin iyi ekiplerinden.Dün akşam çok etkili olamadılar ,bunda Fenerbahçenin topa sahip olması ve takım halinde iyi oyunları etkili oldu.

Yobo,Topal ve Meireles'in takımın omurgasında önemli roller aldığına dün şahit olduk.Defansta yaşanan güven ve  uyum sorunu Yobo'nun gelişi ile düzelmiş göründü.Orta sahada Topal ve Meirelesin oyuna katkılarını ilerleyen haftalarda daha da çok göreceğiz.Mücadele güçleri ve oyunu okuma sezileri yüksek tipte oyuncular.

Fenerbahçede tek forvet arkası üçlü sistemde kanat oyuncularının adam eksiltme ve gol yapma yüzdelerinin yüksek olması gerekiyor.Dün biraz kıpırdasa da Stoch eski formunda değil . Krasiç formunu bulup takıma girerse kanat ve içeride kullanılabilecek bir oyuncu. Kuyt  göbekte oynarken teknik kapasitesinin yeterli olmamasından dolayı sırıtabiliyor, bu açıdan Krasiç'in form tutması önemli. Göbekten hücüm ederken gözler Alex gibi bir yeteneği arıyor.Cristian  hücüm organizasyonlarında yetersiz kalıyor.Sezer Öztürk'ün kadroya  girmesi takıma adapte olması Fenerbahçe için çok önemli , bu bölge için sıkı bir rekabet olacak gibi gözüküyor.Mehmet Topuz da geldikten sonra oyuncu seçeneklerinin artmasıyla takım içi rekabet ve kalitede artacaktır.

Takım kazandıkça hem ligde hemde  Avrupada kısa vadeli hedefler gerçekleşecek gibi gözüküyor.Ligde Eskişehir deplasmanından alınacak galibiyet ilk yarıyı ilk 2'de bitirmek için önemli bir adım .Avrupada da  kalan iki maçta alınacak puanlar sonucunda  gruptan çıkmaya çok yakın gözüküyor.Ocak ayına  kadar 6 lig 2 Avrupa maçı sonrası  eksikler daha net ortaya çıkacaktır. Defansta Yobonun en uyumlu partnerini bulup birlikte daha sık oynaması bu bölge için transferin gidişatını belirleyecektir.Bence forvet hattından daha çok bu bölgeye ihtiyaç gözüküyor.