head-content'/> futbolaşk: Mart 2013

27 Mart 2013 Çarşamba

Milli Takım Olgusu?

Miili Takım olgusu her başarısız  dönem sonrasında gittikçe azalıyor maalesef. Ülke olarak futbola olan bakış açımızın, sadece kulüp takımlarımızın başarısı ile  mutlu olmamızla sınırlı olduğu söylenebilir.

Bu ülke futbolu olarak temel bir sorunumuz. Gelişmiş ülkelerde futbol da gelişmiş olduğundan, rekabetin uluslararası alanda da  devam etmesi normal karşılanabilir. Ancak, ülkemizde hem kulüp düzeyinde hem de Milli Takım seviyesinde uluslararası alanda rekabetin olması, futbolumuzun yerinde saymasına neden olmaktadır.

Bu anlayış beraberinde günlük başarılarla yetinen futbol taraftarı ve futbolcusunu oluşturdu. Kulüp düzeyinde başarıya daha çok önem veren bir anlayış oluştu.

Milli Takım oyuncuları kulüp takımlarında göstermiş oldukları performanslarının çok altında kalıyorlar. Bunun  temel sebebi kişisel menfaaetlerin herşeyin önüne geçmiş olması. Maalasef toplum olarak da bu anlayışın her alanda ortaya çıkması sorunun asıl kaynağı.

20 Mart 2013 Çarşamba

Futbol'un Gerçekleri Var.

Kura çekimi sonrasında hergün özellikle Real Mardid - Galatasaray eşleşmesi çok haber oldu doğal olarak. Türk takımın Real Madrid gibi futbol markasıyla gazete sayfalarında yer alması gurur verici bir tablo.

Fatih Terim'in Real Madrid  maçını izlemesinden sonra, Morinho'nun Türkiye'ye gelip Kayseri deplasmanında Galatasaray'ı izlemesi çok abartıldı.  Bu seviyede ki her takımın hocası bu davranışı sergiler, futbolun doğası bunu gerektirir. Şampiyonlar liginde sekiz takım arasına girmiş her takım değer verilmeyi hakeder.

Maç için herkesin bir tahmini var. Tur'un ortada olduğu yorumlarını bile duyabiliyoruz etrafımızda. Bu yorumları yaparken futbolun gerçeklerini iyi biliyor olmalıyız. Real Madrid takımı, marka değeri ve oynanan futbol olarak ele aldığımızda, dünyanın ilk iki sırasında yer alan bir klüp. La liga da hersene Barcelona , Valencia ve Atletico Madrid gibi üst seviyede ki takımlarla yapılan mücadeleler onların tecrübesini anlatmaya yeter.

Galatasaray takımı yetenekli ve kariyerli oyunculardan oluşan yeni bir takım. Son olarak katılan Sneijder ve Drogba, bu takımda 2 aydır birlikte oynadılar. Futbolda istikrar çok önemlidir. Galasaray UEFA kupasını aldığı sene Türkiye liginde aynı kadrosuyla dört sene üst üste şampiyon olmuştu.

Real Madrid için Galatasaray çok kolay bir rakip olmayacaktır elbette. İki 90 dakika var oynanacak. Maç maç bakmak lazım. İlk maç Barnabeu 'da. Madrid bu sene  sahasında çok pozisyon veriyor. La ligada ortalama he rmaçta bir gol yemişler. İlk maç bu açıdan daha da önem taşıyor. Galatasaray orada gol bulacaktır, önemli olan kalesinde attığından fazlasını görmemesi. İkinci maç ilk maçın sonucuna göre daha da önemli olacaktır. Şöyle ki; Madrid takımı deplasmanda çok daha etkili. La ligada Valencia deplasmanında 30 dakika da 5-0 gibi şaşırtıcı skora imza atmalarını hatırlarsak; bu takımın deplasmanından korkmalıyız.

Galatasaray ilk maçta mağlup olmazsa, ikinci maçta daha kontrollü bir oyun oynama imkanı bulacaktır, aksi takdirde içerdeki maça galibiyet için çıkması gerekirse tur şansının çok düşük olduğunu açıkça söyleyebilirim.

18 Mart 2013 Pazartesi

Üç Puandan Daha Önemlisi Salih Uçan

Plezen maçındaki performansı sonrası Aykut hoca Salih'i ödüllendirerek dün ilk 11' de yer verdi. Aslında Salih ilk 11'i kaptı desek daha doğru olacak.

Fenerbahçe orta sahasında Emre ve Meireles gibi iki tecrübeli oyuncu varken, Salih forvet arkası pozisyonda görev almıştı. Bu görev onun ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu ve ona ne kadar güvenildiğini gösteriyordu. Maçın başında attığı gölü hatırlarsak; topu alışı , kararlı sürmesi ve vurmaya karar vermesi hepsi büyük oyuncu özelliklerindendi. Gol vuruşu öncesi kafasını kaldırması, vuracağı köşeyi seçmesi ve  köşeye jeneriklik  golü atmasıda herşeyi anlatıyordu bize.  

90 dakika boyunca ençok koşan oyuncu olması çok önemliydi; ama daha da  önemlisi maç içindeki duruşuydu.  İki mücadelelerin çoğunda Salih vardı, faullerde Salih vardı ,defansıın önünde Salih vardı. Günümüz futbolunda gerçek 10 numara anlamında oyunun hep içindeydi, sorumluluk alarak oynadı. Fizik olarak henüz tam fit değil , daha çok ilk 11' de oynarak hem oyununu olgunlaştıracak hem de güçlenecektir.

Salih Uçan ,Tür futbolu ve Fenerbahçe için bir değerdir. Yeter ki Salih'e güvenilsin ve o da kendini futbola vererek severek işini yapsın.

14 Mart 2013 Perşembe

Yarı Final Neden Olmasın...

Şampiyonlar liginde kuralar çekildiğinden Galatasaray için en güzel kura yorumları yapılmıştı. Shalke'nin bundan 1 ay öncesindeki performansı bizlere bu yorumları yaptırdı. İlk maçtan sonra görüldü ki; Alman futbolunun bizim futbolumuzdan çok artıları olduğunu net gördük.

Her iki takımında kendine göre avantajlı olduğu tarafları vardı. Shalke takımı' nın yetenekli  genç kadrosuna karşın, Galatasaray da  kaliteli ve tecrübeli bir kadro yapısı mevcuttu. Her iki maçta çok zor oldu Galatasaray açısından. Shalke takımı oynadığı oyunu skora yansıtamadı, bunda eldeki kadronun gol vuruşu konusunda eksikliği göze çarpıyordu. Son maçta ikinci yarının başındaki 20-25 dakikalık  Shalke baskısında 1 gol çıkmasını buna bağlayabiliriz. Burak'ın attığı gol ise; bir gölcünün takımını en zor anda nasıl sırtladığının güzel bir örneği oldu. Tur o dakikadan sonra Galatasaray'a gelmiş oldu aslında.

Hedef gruptan çıkmaktı derken çeyrek final geldi. Bundan sonra yine güzel bir kura bekleniyor. Yarı final olur mu neden olmasın. Barcelona, Bayern ve Real dışında kalan 4 takımdan biri gelirse tur %50 diyebiliriz.

11 Mart 2013 Pazartesi

Uzun Bir Gece Olabilir...

Haftasonu Shalke -Dortmund maçını izledim. Alman liginin en önemli derbilerinden biri olan ruhr derbisinde tempo çok yüksekti. Shalke ilk yarı skor avantajını yakaladıktan sonra ikinci yarıda Bastos ve Farfan ile hızlı hücuma çıkarak gol aradı. Huntelar'ın sakatlanıp çıkmasından sonra gol vuruşunda çok becerikli olamadılar. Takımın en büyük gücü fizik kapasitelerinin üst seviyede olması. Prese dayalı bir oyun oynuyorlar ve kapılan toplarla çok hızlı kaleye gidiyorlar. Son vuruşlarda becerikli olsalar maçı farklı bir skorla kazanabilirlerdi.

Salı akşamı Galatasaray'ı çok zor bir maç bekliyor. Çeyrek final için enaz onlar kadar mücadale etmeli ve sabırlı  oynamalıyız. Shalke ilk maçın skor avantajıyla turu her dakika elinde tutmak isteyecek ve kontrollü oynayacaktır. Galatasaray' ın Shalke' nin bu tuzağına düşmemesi gerekiyor. En iyi yaptıkları oyun kontraatağa hızlı ve çok adamla çıkmaları. Galatasaray'ın çıkacağı onbir çok önemli olacak. Sneijder -Drogba- Burak üçlüsünün birarada olduğu onbir'in defansif anlamda sıkıntılar yaşadığını gördük. Ben Fatih Terim'in maça sezon başındaki gibi klasik bir dörtlü ile başlayacağını, Sneijder'i külübeye çekeceğini düşünüyorum. 

İki takımda kontrollü oyanacaktır. Galatasaray'ın avantajı gol  yapabilecek oyuncu sayısı daha fazla. Sabırlı oyunu benimseyip bu gol ayaklarının performansına güvenecektir. İlk yarıda ilk maçtaki skor olursa maçın gidişatında Shalke'nin risk alamayacağını ve maçın uzatmaya, belki de penaltılara gitme itimalinin olduğunu düşünüyorum.

6 Mart 2013 Çarşamba

Manchester Turu Haketmişti.

Şampiyonlar ligi haftası geldimi futbol keyfim geliyor. Maç birde Manchester & Real maçı olunca keyfine doyum olmuyor. Oynanan futbol mücadelesinden keyif almamak mümkün değil, herşey vardı maçta.

İyi futbol iyi oyuncularla oynanır gerçeğine uygun olarak sahada da harika bir mücadelede vardı. Fizik kalite nasıl anlatayım; hepsi demirden yapılmış oyuncular gibi sakatlanma pahasına girilen mücadeleler, tekmeye uzatılan vücutlar, her topun önüne set çekme ne ararsanız vardı bu maçta. Sanki son maçlarına çıkmışçasına mücadele ettiler ,ettiler diyorum bu sözüm Manu'lu futbolcular için daha çok geçerliydi.

Manchester  beklediğim gibi sert ve hızlı oyun anlayışı ile oynadı. Top rakipteyken takım halinde sert defans anlayışını uyguladılar ve kaptıkları topla hızlı kanat oyuncuları ile Real Madrid'e zor anlar yaşattılar. İlk yarı Manu'nun kontrolünde geçti. İkinci yarı da oyun anlayışları aynen devam etti ve gol de erken geldi. Herşey Manu'nun lehine gözükürken hakem oyuna direk müdahale etti. Bu kalitede bir oyunda  verilebilecek en ağır kararı vererek o dakika' ya kadar kendinde olmayan Real Madrid'e adeta can verdi. Peşpeşe gelen iki gol Manu'yu moralmen çökertti. Ama maçı sonuna kadar kovaladılar. Saygı duymak lazım üst düzey bir mücadele örnegi gösterdiler. Maç 11'er kişi ile oynansaydı tur Manu'nun olur gözüküyordu ve gerçekten yazık oldu. Haklı olarak da tepkilerini gösterdiler hakem Cüneyt Çakır'a.

Son sözlerim Cüneyt Çakır için; kırmızı kart konusunda çok acımasız davrandı, bu ligin kalitesine yakışan bir karar olmadı. Sonrasında Rafael'in cizgide topu elle kesmesini ve son dakikalarda Ramos'un yapmış olduğu penaltıyı görmeyerek ne kadar iyi maç yönettiğini sizlerin yorumlarınıza  bırakıyorum.