head-content'/> futbolaşk: Şubat 2013

28 Şubat 2013 Perşembe

Yönetememek

UEFA'dan Fenerbahçe'ye verilen ceza, 3 Temmuz süreci sonrasında futbolumuzu yönetemeyen yöneticilerimizin başarısızlığının sonucudur. Son 2 yılda Türk futbolunda yaşananlar, UEFA'daki lobimizi olumsuz yönde etkiledi. Bunda ülke futbolunu hem içerde hem de dışarı da temsil eden yöneticilerin basiretsizliklerinin payı çok büyüktür.

Futbol federasyonları özerk bir yapıya sahiptir ve öyle olmalıdır. Ancak, ülkemizde son dönemde yaşanan bu olaylar sonrasında süreçi yönetmeyi hem beceremedik hem de elimize yüzümüze  bulaştırdık. Kendi içimizde çözmemiz gereken sorunları UEFA'ya kadar taşıdık. Başta futbol federasyonu yetkilileri ve UEFA içinde bizim için en yetkili isim olan Şenes Erzik bu olaylar sonrasında  etkisiz kalarak Türk futboluna zarar vermiştir. UEFA'da az olan lobimiz eriyip bitmiştir artık. Fenerbahçe'ye UEFA tarafından üst üste verilen 2 maç seyircisiz oynama cezası bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Sonuçta; Türk futbolu bu kadar kötü yönetilse de futbolseverler olarak daha duyarlı olmamız  gerekiyor. Biz sporseveler olarak futbolumuza zarar veren olguları iyi analiz edip ,çağdaş platformlarda tartışıp akılcı yollarla çözüm arayışlarına gitmeliyiz. Olaylar karşısında verilen tepkilerin takımlarımıza ve Türk futboluna zarar vermeden yapılması gerekirdi. UEFA nezdinde imajımızı yükseltmek için spotif başarı yakalamak şart.

.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Gerçek Futbol ve Biz

Takımlarımızın Avrupa maçlarını izledikten sonra birkez daha gördük ki; standartlarımız Avrupa da oynanan mücadelenin altında maalesef.

Alman liginin bu sene  orta sırasında yer alan Shalke takımı, Galatasaray'dan fizik ve kalite olarak daha iyiydi. Shalke takımı  90 dakika boyunca oyun disipilininden kopmadan, yüksek tempoda futbol oynadı. Basit ve hızlı oyun anlayışları ile sonuç almaya çalıştılar. Bu özellikler, Alman futbolunun belirgin karakteristik özelliklerini taşımakta. Alman ligini takip eden futbolseverler bilir ki; hermaç üst düzey keyif veren maçlar olmaktadır.

Galatasaray bu takımı Almanya'da eleyebilir mi; elbette eleyebilir. Galatasaray takımında ki isimler Shalke takımına göre kağıt üzerinde ağır basıyor. Ancak takıma katılan iki isim Drogba ve Sneijder Fatih hocanın işleyen 4-4-2 sisitemini bozdu. Son Shalke maçında görüldü ki; çift forvet ve arkada Sneijder ile oynarsanız takımın sol kanat savunmasında sıkıntılar yaşadığını gördük. İkinci maç için Fatih hoca'nın takım dizilişinde  değişiklik yapacağını düşünüyorum. Drogba ve Burak ikilisinden vazgeçmek istemez ise,  orta alanda Melo ve Sneijder'den biri kesilip solda Emre ile başlayabilir. O zaman içerde oynayan oyuncunun etkinliği daha da artacak ve rakibin etkili kanat atakları için de hamle yapmış olacaksınız.

Fenerbahçe'nin Avrupa maçı içinde söyeleceklerim maalesef iç açıcı olmayacak. Belarus takımı fizik ve takım olgusu olarak Fenerbahçe'den daha diriydi maç günü. 10 kişi kaldıktan sonra bile, basit ve hızlı oyun anlayışları ile Fenerbahçe'ye zor anlar yaşattılar. Fenrbahçe'nin bir üst turda karşılaşacağı Plezen takımı tam bir takım. Çok zor iki maç bekliyor Fenerbahçeyi. Fenerbahçe kadro kalitesini  enaz rakip takım kadar mücadele ettiği süre gösterebilir. Dünya futbolunda koşmadan alınan maç sayısı gün geçtikçe azalıyor.

Her iki takımımız için söyleyeceklerimiz aslında ortak, uluslararası arenada oynanan futbol seviyesi bizim standarlarımızın üzerinde. Koşu mesafeleri, fizik gücü, dayanıklılık ve basit oyun anlayışları konusunda bir adım gerideyiz hala. Her iki takımımız da Avrupa'da bir çok külüpten ekonomik olarak üst seviyede olmasına rağmen oynanan futbol maalesef hayal kırıklığı...

14 Şubat 2013 Perşembe

Futbol Aşk İse ,Aşk Futboldur...

Futbol çocukluğumuz da içimize yerleşen heyecanı ,sevgisi ile kalbimizde ki yeri tarif edilemeyen güzel oyun. Çocukluğumuz da güzel bir maç izledikten sonra ,arkadaşlar biraraya gelip maç yapmak için sabırsızlanırdık. İzlediğimiz maçta hayalimizde ki futbolcunun en beğendimiz haraketleri taklit edilir ve gol attığımızda onun ismiyle bağırırdık.

İlk izlenen veya gittiğimiz maç hatıralarda hep yer alır. Tuttuğumuz takımın maçının radyodan takip edilmesi heyecanı ise çok başkaydı. Maç yayını yapılacağı gün heyecan sabahtan sarmıştır. Radyo alınır evin en sakin yerinde maçın başlaması beklenirdi. Tuttuğumuz takımın gol atıp maç kazanması için heyecanlı bir bekleyiş olurdu. Çok keyifli zamanlardı o günler hala çok keyifli bir şekilde  anlatırız .

Bugün de aynı heyecan ve aşk 'la futbolu takip ediyorum. Çocukluğumda ki gibi ,akşam güzel bir maç izleyeceğimi bilmek beni çok mutlu eder. Futbol bir tutkudur, aşk'tır ;karşılığı olmadan sevmenin tarifidir. Futbol aşk'ının içimizde hep var olması dileğiyle.

Şampiyonlar Liginde Futbol Bir Başka Güzel

Şampiyonlar ligi haftası geldi mi futbola olan aşkım daha da artıyor. Neden mi? Futbol kalitesinin üst seviyede olduğu keyifli maçlar izliyoruz çünkü. İyi oyuncular, kaliteli oyun ve  keyifli bir 90 dakika.  İnsanın içine futbol aşkı sindimi ondan kurtulmak istemiyorsunuz. Her hafta şampiyonlar ligi haftası olsun istiyorum.

Özellikle bizde futbolun içinde olan herkesin ve ligimizdeki antrenörlerin; Şampiyonlar Ligini yakından takip etmelerini isterim. Çok sebebi var bu ligi takip etmelerinin. Oynanan oyun zevkli, kaliteli ve seyrine doyum olmuyor. Teknik açıdan da çok şeyler içeriyor. Büyük takım antrenörlerinin takımlarını maça nasıl hazırladıklarını, maç içinde oyuna nasıl  müdahale ettiklerini  izliyoruz. Çok öğrenmemiz gereken konular var. Futbolcu seçimlerinden ,oynanan üst düzey mücadeleden ve oyun formatlarından çok şeyler çıkartabiliriz kendimize. Futbol kalitemizi arttırmak ve ülke sınırları dışında rekabet edebilmemiz  için Avrupa'da oynanan bu güzel futbolun metodolojisinin iyi analiz edilmesi gerekiyor.

Çok basit bir örnek vereyim; geçtiğimiz haftasonu Real Madrid evinde Getefa ile oynadı. İkinci yarıda 10 kişi kalan Real Madrid, eksik kaldıktan sonra son yarım saatte rakip sahada basmaya başladı ve rakibi Getafe'nin oyun kurmasına izin vermeyerek maçı tamamladı. Bizim ülkemizde bu nasıl oluyor. Takım 10 kişi kalıyor, antrenör  hücum oyuncusunu çıkartıp defansif  bir oyuncu alıp takımı kendi sahasına yaslandırıyor. Ayrıca10 kişi kalmış takıma karşı da hücum etmeyi beceremiyoruz , rakibin sahasında press yaparak baskı kurma adına takstiksel olarak çok yetersiz kalıyoruz.

Bugün ve haftaya oynayacağımız Avrupa maçlarında takımlarımızın ,maç nerede olursa olsun galibiyet parolası ile çıkması lazım. Fenerbahçe deplasmanda oynayacak, kazanma arzusuyla çıkarsanız kazanırsınız, yoksa ben 1 puan alayım yeter derseniz o bir puandan da olabilirsiniz. Ben Fenerbahçe'nin bu turu geçeceğini düşünüyorum. Galasaray'ın Shalke eşleşmesinde Fenerbahçeye oranla işi biraz daha zor. Kadro olarak Galatasaray'ın turu geçen takım olacağını düşünüyorum ama rakip Alman işi cok ciddiye almak gerekiyor.


5 Şubat 2013 Salı

Sorunlar Aynen Devam Ediyor.

İkinci yarıda  maçların daha zorlu geçeceğinden kimsenin şüphesi yoktu, ancak İstanbul takımlarının ikinci yarıya şok puan kayıplarıyla başlaması da ayrı bir süpriz oldu. Burada  en büyük etken transfer yapılanmasında. Galatasaray'da eksik bölgelere transfer yapılması beklenirken, kadro olarak şişkin olan forvet ve orta sahaya transfer yapıldı. İlk üç haftada kadro oluşumunda sıkıntılar yaşanacağını gördük.

Fenerbahçe' de sorunların boyutu hep bilinen sebepler. Yönetim ve teknik kadronun boşluğu ,sezon başından beri var olan en büyük sorun. Kadro olarak Türkiye ligi için eksiği olmayan Fenerbahçe takımında, sorunlar hep erteleniyor ve bu sezon içinde de çözülecek gibi görünmüyor.Alınan oyuncular hem iyi oyuncular, hem de  Türkiye ligini tanıyan çabuk adepte olabilecek oyuncular. Bu konuda kimsenin itirazı olamaz. Ancak sunu söylemeliyim ki; Messi bile transfer edilse, ilk maçta aynı pozisyonda oynayan oyuncunuza saygı duymanız gerekir. Bence bu hafta Fenerbahçe'de futbol etiğine uygun olmayan davranışlar sergilendi.

Beşiktaş mevcut kadroyla ikinci yarıya aynı düzende başladı. Kaybedilen puanlardaki sorunlar aynıydı. Topa sahip olma konusundaki sıkıntılar aynen devam ediyor. Her takım Beşiktaş'tan daha fazla topla oynuyor artık. Beşiktaşın gol atma konusunda sıkıntıları yok ,topa daha çok sahip olup kontrolu eline alma  konusunda sıkıntıları var. Forvet hattında oyunu tutabilecek oyuncu eksikliği var.Niang'ın form durumu bu sıkıntıyı biraz olsun azaltacaktır.

Trabzon'da Şenol Hoca'nın ayrılmasından sonra  bazı oyuncular ekstra bir motivasyon ile oynadı. Farklı kazanılan maçta rakibin yakalayıp atamadığı önemli pozisyonlar vardı. Trabzon kadrosunun ilk iki sıra için yeterli olmadığını düşünüyorum.

Bu ligde çok enterasan sonuçlar yaşayacağız gibi görünüyor. Ama şunu söyleyebilirim ki; şampiyonluk hedefleyen tüm takımların sorunları var. Sorunlarını kendi içinde daha çabuk atlatabilecek takım şampiyonluğu yakalayacaktır. Buna en yakın takım Galatasaray gözüküyor.