head-content'/> futbolaşk: 2013

20 Aralık 2013 Cuma

Lig Uzun Maraton

Sezonun ilk yarısı yaklaşırken Fenerbahçe’nin şampiyon ilan edilmesini gülümseyerek geçiyorum. Futbolla gerçek anlamda ilgili olanlar bilir ki ; burası Türkiye ligi neler yaşanmıştır ve yaşanacaktır. Ligin ikinci yarısı ligde kalma yukarıya çıkma ve şampiyonluk mücadelelerinde kıyasıya  bir yarış olacak. Evinde maç verme puan bırakma  lüksü azalacaktır. Kış şartları da buna  eklenince önceki senelerde olduğu gibi ligin sonuna  kadar bu heyecan devam edecektir.
Lig lideri Fenerbahçe sadece  lige odaklandığı için  avantajlı gözüküyor. Puan farkının bu kadar açık olması avantaj olmayabilir. Rakiplerinin birbirine  yakın sıralanması ve takip etmesi  aralarında oynanacak maçlar açısından avantaj sağlayacaktır. Ersun Yanal kadro mühendisliği  konusunda başlarda  sıkıntı yaşasa da  sonrasında kafasında  ki takımı kurdu. Futbolcuların performanslarının  artması konusunda yapmış olduğu ufak oynamalarla  takımı hep formda tutu . Burada  eleştirim uzun  lig maratonunda bu  formda kadronun sıkıntı yaşayabileceği durumlarda onların yerine alternatif oyunculara  yeteri kadar şans vermemesi.
Galatarasay bu sezon en büyük sıkıntıyı  6 yabancı sınırlamasından dolayı yaşadı. Takımda iyi yabancı oyuncular olmasına karşın defans bölgesinde kaleci  dahil alternatif oluşturamaması en büyük sorunu oldu. Devre arasında bu bölgeye yerli transferi yapılırsa Mancini’nin eli rahatlar yoksa  aynı sıkıntı devam eder. Son iki sezonda takımın şampiyonluğunda en büyük pay  Selçuk ve Melo ikilisinin performansıyla  orantılıydı. Sneijder ve Drogba’nın takım içindeki etkinliği  artınca Selçuk aynı özgüvenle oynayamadı buna  fırsat verilmedi. Devre  arası  Galatasaray da transfer çok haraketli geçecek gibi.  Defansa  yerli transferi yapılırsa ,Selçuk ve Melonun  performansı artarsa  ikinci yarı şampiyonluk mücadelesinin içinde olurlar.
Sezona  çok hızlı giriş yapan ve balon yorumcular tarafından çok abartılan Beşiktaş’ın hızı çok erken kesildi. Saha  dışı olaylar Beşiktaş’ı elbet etkiledi ama; uzun vadede  bu takımın çok eksiği olduğunu görenlerde vardı. Neydi bu eksiklikler; geçen sezondan kalan  futbol olgunluğuna  erişemeyen bir kadro dengesizliği var. Yetenekli oyuncular var ancak ;oyun oynanırken 90 dakikayı bitirebilecek tecrübeye sahip olamayan henüz bu  tecrübeyi kazanamayan bir kadro yapısı  mevcut. Geçen yıl kaybedilen puanlara bakalım öne geçilen maçlarda  kaybedilen puanlar ve çok yakın Fenerbahçe maçı iki kez  öne geçtiğiniz  maçı kazanamıyorsunuz. Bu şampiyonluğa oynamak isteyen takımın karakteristik özelliği olamaz. Bu sorun teknik ve bi o kadar mental bi sorun, bunun çözülmesi  teknik kadronun önceliği olmalı.
Kasımpaşa sezonun en etkileyici  takımı diyebiliriz. Başta heyecanlı ve futbolu iyi bilen Şota var. Stajerlik eğitimini Van Gaal gibi deneyimli bir hocanın yanında yapması kariyer açısından çok iyi bir başlangıç oldu. Hollanda  futbol ekolündeki gibi takım oyunu ve iyi hücum anlayışını Kasımpaşa’da uygulamaya koydu. Ekonomik olarak sıkıntı yaşamayan bir kulüpte  olması avantajı oldu. Yabancı oyuncularından Fenerbahçe’den sonra en çok faydalanan  takım oldu. Kaliteli isimler var takımda,devre  arasında orta saha ve  defans  hattına yapılacak birkaç  hamleyle bu takım sezon sonuna kadar yarışın içinde  olacaktır.
Trabzonspor da hoca Mustafa  Akçayı bir konuda takdir ediyorum. Açıksözlü; mevcut kadro yapısıyla diğer takımlarla şampiyonluk mücadelesi içinde olamayacağını her zaman söyledi. Bende  kadronun yeterli olmadığını,  takımın gücü oranında maçlara  konsantre  olduğunu görüyorum. Avrupa liginde  kendi kalibresinin altındaki takımlarla  oynanan maçlarda bile  sıkıntılar çok açık gözüktü ve ligdeki konumu  gerçekleri ortaya koyuyor. Bu takım ikinci yarıda kendine orta  sıralarda  yer bulacaktır.

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Sezonun Habercileri

Süper kupa maçı her iki takımın sezon öncesi durumu açısından önemliydi. Sezona rakiplerine göre hazır olan Galatasaray, en yakın rakibi Fenerbahçe'den bir adım önde olduğunu vasat geçen maçta bile gösterebildi. Bunda; kadronun iki sezondur aynı  kalitedeki oyunculardan kurulu olmasının önemi büyüktü.

Fenerbahçe'nin saha içinde birçok eksiği olduğunu birkez daha gördük. Orta alanın forvet hattıyla olan bağlantısı Fenerbahçe takımının hücum anlamındaki en büyük problemi. İlk yarım saat orta alan mücadelesi şeklinde geçen maçta Galatasaray, kalabalık Fenerbahçe orta sahasını rakibin zayıf kanadakı olan sağ kulvarı Amrabat ile kullanarak zorlamaya başladı ve sonuçda almaya çok yaklaştı. Bu devre de iki net pozisyon üreten Galatasaray karşısında Mert Günok sahne aldı. Fenerbahçe bu devrede organize olarak soldan Hasan Ali'nin getirdiği topla bir pozisyon yakaladı ; Musa Sow kendine yakışanı yapamadı.

İlk devre sonunda gözüken; Galatasay da bireysel olarak kötü oynayan oyuncular olsa da, Sneijder ve Meloyla rakip kaleyi yoklayarak etkili olabileceklerini gösterdiler. Fenerbahçe'de orta alan ileri destek konusunda beceri ve fizik olarak yetersiz kaldı. Orta alan pas yaparak topu çıkartamadığından savunma Weboya uzun oynamak istedi. Ancak, dün Galatasaray savunmasında oynayan Semih ve Gökhan zamanında hamleleriyle topun Fenerbahçede kalmasına fırsat vermediler.

İkinci yarıya tempolu başlayan Galatasaray , Fenerbahçenin sağ kanadından yüklenmeye başladı. Buna karşın Fenerbahçe'de refleksi sadece Mert Günok gösterdi. Selçuk ve Hamit'in iki net pozisyondan yararlanamaması Fenerbahçe için büyük uyarıydı ancak külübe bunu seyretti. Orta alan erkenden oyundan düşünce hatlar arası açıldı ve kritik pozisyonda Emre kaptırdığı topla Alves'in kırmızıyla buluşmasına sebep oldu. Ersun Yanal' ın kırmızı kart sonrası ileriden oyuncu çıkartmayıp Mehmet Topal'ı savunmaya çekmesi Fenerbahçe orta sahasını nakavt etti. Bundan sonra  Galatasaray maçın tek hakimi oldu. 90 dakika da  maç bitmediyse; bunda Mert Günok' un payı tartışılmazdı.

Ersun Yanal 10 kişi kalan takımı daha diri tutmak adına hamle yapamadı. Caner değişikliği çok geç yapıldı. Weboyu daha erken çıkartıp bu değişikliği yapsa orta alanda zaman kazanmış olacaktı. Bu maçın uzatmalara gitmesini beklemek ve sonucunda penaltılara taşıma hayali çok acemi bir hoca anlayışıydı; Ersun Yanal'a yakışmadı. Takımını daha diri tutmak için hemen aksiyon almalıydı. Sonuç kaçınılmazdı ve öyle oldu. Drobga neden büyük futbolcu olduğunu o kadar da iyi oynamadığı bir maçta gösterdi. Ön direge yapılan harika koşu ve net yere vurulan bir kafa vuruşu. Bu gol Mert'in on numara oyununa  gölge düşüremezdi.

Galatasaray takımı, bireysel olarak vasat performans gösteren oyuncuları olmasına rağmen istikrarlı kadrosu ve özgüveniyle kazanmasını bildi. Fenerbahçe'de çözülmesi gereken en önemli sorun; orta alandaki oyuncuların istenilen sorumluluğu alamaması. Dünkü maç gösterdi ki; Meireless bu takım için önemli bir oyuncu. Mehmet Topal ve Meireless orta alan için birinci tercihler. Alper bu takıma bişeyler  katmak istiyorsa acilen açıkta kalan pozisyon için çok çalışmalı.

6 Ağustos 2013 Salı

30 Dakikalık Verimli Oyun

Fenerbahçe dün akşam geçen sezonun aynı dizilişi ile sahadaydı. Geçen yıldan farklı olarak defans  hattında sağ ve sol bekler farklıydı. Bu fark  kendini çok açık gösterdi ki; Mehmet Topuz dün çok istekli oynasa da, rakip Salzburg kendi solundan kaç pozisyona girdi sayamadım...Yabancı kontenjanı olarak solda Kadlec'in kullanılması da ne kadar doğru? Hasan Ali bu takımın solda birinci tercihi olmalı. Defans hattında kim ayakta kaldı  dersek tek adam Bruno Alves tecrübesiyle  farkını ortaya koydu.

Bu takımın en önemli bölgesi ileri üçlüsü Sow- Webo -Kuyt. Dün ilk 30 dakika da çok iyi işler yaptılar. Buna orta  sahanın da ayak uydurması,  yardımlaşmalar ve bireysel beceriler sonucunda 3 güzel gole imza  atıldı. Ersun Yanal 'ın oyun anlayışında hücüm yaparken kalabalık hücüm etme alışkanlığı göze çarpıyor. Meireless'in atmış olduğu golde ceza  yayın'ın önünde  top istemesi bunu açıkça gösterdi. Mehmet Topal orta alanın vazgeçilmez oyuncusu  olduğunu birkez daha gösterdi. Alper oyuna girdikten sonra maçın başında ki orta üçlü kadar etkili olamadı orta saha. Bunda; Alper'in oyunun her iki yönünü tam olarak sahaya yansıtamaması etkendi.

İkinci yarıda  skor üstünlüğü ile rakibin topu kullanmasına  izin veren Fenerbahçe, maç kondiyonunun da yetersiz olmasıyla çok ama çok zor anlar yaşadı. Salzburg'lu oyuncuların beceriksizliği ve kaleci Volkan'ın aşırı özgüveni sonucu çıkardığı inanılmaz toplar da eklenince Fenerbahçe büyük bir şok yaşamaktan son anda kurtuldu.

25 Temmuz 2013 Perşembe

Yeni Sezonda Yeni Fenerbahçe

Fenerbahçe'de geçen sezona göre değişen en önemli olay ; rakip sahaya topun daha çabuk taşınması ve önde baskılı oyun anlayışı olacak. Oyun formatı aynı gözükse de; Ersun Yanal'ın oynatmak istediği futbol anlayışına uygun oyuncu tercihleri ve oyun anlayışı farklı olacak.

Dört yeni transfer ve  geçen sezon yararlanılamayan Stoch ve Krasiç' de hesaba katıldığında; bu sene Ersun Yanal'ın elinde alternatifli bir kadro olacak. Defansa alınan Bruno Alves oyunu  geriden kurabilme özelliğine sahip özel bir oyuncu. Yanına  partneri aranıyor, Yobo ve Egemen arasında mücadele olacak gibi. Solbek özellikli Kadlec  hücümu seven bir oyun tarzını benimsiyor.  Kadlec'in stoper oynama  özelliği olduğu için lig maçlarında Hasan Ali'nin de  oynama  şansı artıyor. Sağbek konusunda Gökhan'ın alternatifi yok. Devşirme sağbek Mehmet Topuz ve Bekir  o bölge için deneniyor. Bek oyunu için her iki oyuncuda ağır kalıyor.

Ersun Yanal'ın hem kolay hem de  zor seçimi orta alanda ortaya çıkıyor. Orta alanda her mevkii için 2'den fazla  alternatifi bulunuyor. Bu her takımın isteyipte bulamayacağı birşey. Geçen sene Uefa Finali 'nin orta saha oyuncu eksikliğinden kaçırıldığı düşünülürse, bu fırsatı avantaj olarak görmek gerekiyor. Rakip sahaya  topu  çabuk taşıyan ve topu iyi kullanan oyuncu profiline  en uygun iki isim  Alper ve Emre  olacak. Defans bloğunun önünde,  hem kesici hemde  2. bölgede oyunu yönlendiren oyuncu olma  özelliğine iki ciddi  aday var . Merieless ve Mehmet Topal bu bölge için sıkı bir mücadeleye girecekler.

Sağ  kanattta  Kuyt ilk tercih . Krasiç ve Mehmet Topuzun performansı burası için rekabeti getirecektir. Sol taraf için Sow her ne kadar kanattta  oynasada; bu bölgede Stoch performnası parmak ısırtıyor. Bu sene Ersun Yanal'ın parlayan yıldızı olabilir.  Forvet konusunda  Sow ve  Webo yeterli olurmu diye düşünenlere; lig için pekala  ama Avrupada Webo'nun daha iyisi gerekiyor.

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Beşiktaş'ı Zor Bir Sezon Bekliyor.

Önümüzdeki iki sezon Beşiktaş'ın en büyük handikap'ı  stad olacaktır. İnönünün atmosferini , itici gücünü arayacaklar gibi. İç saha maçlarında Kasımpaşa stadı compact bir stad olduğu için etkili olacaktır.  Ancak derbi maçlarda olimpiyat stadı her iki takım içinde  negatif etki yaratacaktır.

Geçen sezon genç, mücadeleci ve hızlı oyunu seven bir oyuncu topluluğu vardı. Yeni teknik adam Slaven Bilic de, mücadeleci ve önde  baskılı oyunu seven bir oyun tarzını benimsiyor. Bu takım geçen yıl puan kaybettiği çoğu maçta oyunu tutma eksikliği  yaşadı. Tecrübe ve kalitenin birarada olması demek oluyor. Bu sene bu sorununun öncelikli giderilmesi gerekiyor.

Yapılan transferlere  baktığımızda; Gökhan Töre geçen yılki oyun şablonuna  uygun bir oyuncu. Sezer Öztürk yumuşak orta sahanın alternatif oyuncusu değil. Ömer Şişmanoğlu faydalı ancak ; takımın ihtiyacı olan bölge transferi değil. Stopere  kolombiyalı oyuncu alındı ; bu bölge Sivok -Ersan ve Toroman ile  sağlam duruyor. Defans için sağ ve sol bek pozisyonunda 1. oyuncu eksikliği göze çarpıyor. İsmail uzun sakatlıklar yaşadı ,toparlanma aşamasında  yeri dolmadı. Hilbert satıldı ,en az onun kadar bir sağbek alınmalıydı. Forvet hattında Almedian'ın ağır temposu  bu genç kadroya uygun değil. Geriye  tek forvet Mustafa kalıyor. Forvet kesinlikle alınmalı. Transferi gerçekleşirse kaleye Tolga en iyi transfer olacaktır.

Beşiktaş'ı geçen sezon olduğu gibi bu sene de zor bir sezon bekliyor. Rakiplerin daha da güçlendiği bir sezonda yarıştan kopmamak hiç de kolay olmayacaktır.

18 Temmuz 2013 Perşembe

Yeni Sezon Öncesi Galatasaray

      Galatasaray sezona kadrosunu koruyarak girecek. Şampiyon kadronun bir iki takviyeye  ihtiyacı vardı. Defans  hattına takviye planlanıyordu stopere Chedjou alındı ,başarılı bir transfer oldu. Meloda  takımda kalarak ön libero sorunu çözüldü. Ancak bu sene  kendi ligimizde 6 yabancı konusunda tüm takımlar sıkıntı yaşayacak. Muslera-Sneijder- Drogba ve Melo dörtlüsünün takımda ki yerleri kesin gibi. Geriye iki yabancı kalıyor.  Yeni transfer Chedjou 'nun oynama  ihtimali yüksek, geriye sağ ya da  sol bek konusunda yerli alternatiflere yönelmek zorundalar.

     Avrupa hedefi konusunda her zaman dile getirilen Şampiyonlar liginde istikrarlı bir şekilde  hep var olmak arzusu takımı motive eden en önemli  faktör. Geçen sene yakalanan başarının enazından tekrar edilip üstüne çıkmak arzusundalar. Bunu  yapabilirler mi;  mevcut kadronun 3. sezonu olacak, Drobga ve Sneijder için bu sene daha  farklı olur olumlu yönden. Geçen sene kronikleşen her maçta gol yeme alışkanlığını takım olarak aşmaları gerekiyor. Bu takımın pozisyona girme konusunda sıkıntısı yok ,takım içinde 1. sınıf diye  tabir edilen Avrupanın birçok takımında forma giyebilecek kapasitede birçok oyuncusu  bulunuyor.

     Hem şampiyonluk hem de  Avrupa da başarı yakalamak her geçen sene zorlaşıyor. İki sezon şampiyon olduktan sonra Avrupa başarısının daha çok takımı motive etmesi ligde işleri zorlaştıracaktır. Bu yıl  Galatasaray için lig zor geçeçektir.

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Derbi Heyacanı


Heyecanı, atmosferi yüksek bir derbi bizi bekliyor. Galatasaray şampiyon olarak çıksa da maça, bu maç şampiyonluk kadar önemli. Fenerbahçe içinde durum farklı değil, şampiyonu yenmek sezonu derbi zaferiyle kapamak bi o kadar önemli.

Sezonu hakederek şampiyon tamamlayan Galatasaray'da; takım içinde aksayan yerler olsa da kurmuş olduğu kadroyla ligin en iyi kadrosuna sahipti. Sezon içinde Avrupa maçları dahil kadro istikrarını koruyarak standart bir futbol oynadı. Geçen sezona göre orta sahanın gol ortalaması düşüktü, bunu forvet oyuncularının yüksek performansıyla  kapadı. Defansı eleştirilsede sezonun enaz gol yiyen takımı olarak kapayacaklar.

Fenerbahçe'de sezon Avrupa hedefiyle birlikte çok zorlu geçti. Takımın 3 kulvarda Mayıs ayına kadar hedflerini kovalaması camia olarak heyecan verici olsa da;  kadro sıkıntısını final maçlarına yaklaştıkça çok hissetti, UEFA finali bu yüzden kaçtı.

Derbide mücadele ,heyecan ve bol gol bekliyorum. Galatasaray'ın orta sahası Fenerbahçe takımına göre daha etkili oyunculardan kurulu. Daha önceki derbilerde görüldüğü gibi topun hakimi Galatasaray olursa maç Galatasaray'a yakın olur. Fenerbahçe Benfica ilk maçındaki gibi topu rakip sahaya uzun taşır oyunu orada oynayabilirse istediği sonucu alabilir.

24 Nisan 2013 Çarşamba

Başarı Tesadüf Olamaz

    Hayatın her alanında geleceği planladığınız zaman, ona göre adımlar attığınızda hedefe o kadar yaklaşırsınız. Futbolda da durum farklı değil. Gelecegi planlayıp hedeflerinizi belirlerseniz ve bu hedefleri gerçekleştirebilecek gücü, yeteneği birleştirebilirseniz o zaman başarıyı yakalama  şansınız yüksek olacaktır.

     Şampiyonlar liginde hersene istikrarlı bir şekilde yer alan ve 2-3 sene aralıklarla  en az çeyrek final gören takımlara baktığımızda, bu takımların farklı olarak neyi iyi yaptıklarını sorgulamamız  gerekiyor. Barcelona, Bayern, Real Madrid , Porto, Manchester United ilk akla gelen takımlar. Bu takımların bir futbol kültürü var. Futbol kültüründen bahsederken neler olduğuna bir göz atalım.

1- Futbol alt yapılarına ciddi anlamda yatırım yapıyorlar. Futbol okullarında geleceğin futbolcuları büyük bir disiplinle ve her türlü ihtiyaçları karşılanarak yetiştiriliyor.

2- Scoot ekipleri oluşturularak tüm dünyada futbol takip ediliyor. Genç yetenekler erkenden keşfediliyor.

3- Akademik futbol okullarında geleceğin futbol yöneticileri, antrenörleri yetiştiriliyor.

4- Futbolda bilim ve teknolojiyi çok iyi kullanarak gelişimi sürdürebilir hale getiriyorlar.

5- Gerektiğinde çok büyük paralar  harcayarak kaliteli isimler transfer ediliyor. İhtiyaca göre para harcamaktan kaçmıyorlar.

    Bunun sonucunda başarı kaçınılmaz oluyor. Hiçbir başarı tesadüf olamaz. Geleceği planlayıp disiplinli çalıştığınınızda er yada geç istediğinizi alıyorsunuz. Galatasaray 2000 yılında 4 sene  üst üste  şampiyon oldu. Hersene Avrupa da büyük maçlar oynadı, tecrübe kazandı. 4. yılın sonunda Uefa  kupası kazanıldı. Bu kupa çalışmanın, azmin ve istikrarın sonunda geldi. Dünkü maçta Bayer'nin Barcelona karşısındaki ezici futbolu tesadüf olabilir mi; tabi ki hayır. Bayern Münih takımı buralara planlı şekilde geldi. Alman milli  takımının en önemli oyuncularını kadrosunda bulunduran bu takım, son yıllarda Alman ligini hep forse etti. Şampiyonlar liginde çeyrek finaller ve geçen sene  final oynadı.  Bu senede  kupayı almaya  en büyük aday.

    Avrupa kıtasında oynanan bu futbol kalitesini ülkemizde ne zaman görürüz diye kendimize  soruyoruz. Cevap açık ; yukarıda saydığımız futbolun temel prensiplerini ne zaman doğru şekilde  uygulamaya alırız o zaman başarıyı yakalarız.

22 Nisan 2013 Pazartesi

Kötü Senaryoya Hazır Olmak.

          Fenerbahçe'nin 3 kulvarda mücadele ederken lig yarışında puan kaybetmesi kadar doğal bir şey olamazdı. Son haftalarda en önemli iki oyuncusu Sow ve Emre 'den faydalanamayarak yarışın içinde oldu, bunu da görmezden gelemeyiz. Şöyle düşünelim; Galatasaray Selçuk ve Burak'tan yoksun bir maçta nasıl eksik kalırsa, Fenerbahçe'nin de  bu iki oyuncunun eksikliğini hissetmesi o kadar doğaldır.

         Akıllarda sezonun en önemli hedefi olan UEFA kupası var. Burada  final oynayıp  kupayı almak arzulanan tek hedef. Bu zorlu süreçte hem ligi hem kupayı sonuna  kadar götürebilme gayreti , takımı  psikolojik olarak çok yordu. Bazen mağlubiyetler hayırlı olur. Dünkü mağlubiyet de yoğun maç trafiğinde takımın üzerindeki stresin boşalmasına  neden olmuştur. Artık tüm konsantrasyonla Benfica maçına hazırlanılacaktır.

         Benfica eşleşmesi gerçek anlamda çok zor. Benfica son 2-3 sezondur Avrupa kupalarında çeyrek ve yarı final kapısından dönmüş, buralarda devamlı yer alan tecrübeli bir takım. Avrupa da başarı için esas nokta tecrübedir. Bu ligler de çok maç yapıp hersene çıtayı yükseltmeniz gerekiyor. Fenerbahçe uzun bir aradan sonra bu başarıyı yakaladı. En son Zico döneminde yakalanan başarının üzerinden 7 yıl geçmiş. Duygusal tarafımız Fenerbahçe'nin kupayı almasını istese de, mantıklı yorumlarsak Fenerbahçe'nin bu turda elenmesi çok normal sonuç olur. Yarı final Fenerbahçe için başarı sayılacaktır. Bu sene olmazsa yılmadan buralarda hersene var olmak adına çalışmalıyız, zaten o zaman başarı kendiliğinden gelecektir.

17 Nisan 2013 Çarşamba

3 Finale Adım Adım

Fenerbahçe kulüp tarihinin en önemli yılını yaşıyor. Sezon sonuna yaklaşırken Uefa, lig ve kupa olmak üzere 3 kulvarda finale çok yaklaştı. Önem sırasına göre, Uefa ligi kulüp açısından ayrı bir yerde tutuluyor. Hersene şampiyonluğa oynayabilirsiniz; ama Avrupa da hersene Mayıs ayını görmek nasip olmaz her takıma. Bu zor süreçte ligin sonuna 3 kulvarda ayakta durmak, maçlara konsantre olmak hiçde kolay değildir.

Atkut Kocaman'ı bu konuda kutlamak gerekir. Başarılı geçen bir sezonun sonunu kupa kaldırıp anlamlandırmak adına  çok çaba sarfediyor. Fenerbahçe takımının kadro genişliğinin önemi burada ortaya çıkıyor. Kritik maçlar  yaklaşırken sakatlıklar, yorgun düşen vücutlar için rotasyon gerekliydi. Dünkü maçta birkez  daha gördük ki;  rotasyon oynamayan oyuncular için bi fırsattan ziyade  as oyuncuların dinlendirilmesi için bi fırsat oluyor.

Fenerbahçe haftaya kulüp tarihinin en önemli maçına çıkacak . Akıllarda şampiyonluktan daha da önemli olan bu maç var.Uefa  kupası bu şampiyonluktan da önemli.

10 Nisan 2013 Çarşamba

Muhteşem Veda

Galatasaray Real Madrid'i yenerek önümüzde ki senelerde Avrupa arenasında  daha güzel başarılara imza atacağının ışıklarını gösterdi.

Futbol öyle bir oyun ki;  10 dakika da Real Madrid takımına 3 gol atıp tur için umudunuz yeşerebiliyor. Bu yüzden, futbolda bir anlık rehavet'in nelere sonuç olabileceğini dün Real Madrid'li oyuncular çok net hissetmişlerdir. Bunu yapabilen Galatasaray'lı oyuncuları takdir etmek lazım, 20-25 dakika  Real Madrid takımını sahasında hapsettiler.

Sonuca etki eden oyuncuların uluslararası tecrübesinin olması tesadüf olamazdı. Bu ligde, tecrübeli ve kaliteli ayaklara ihtiyacınız var. İlk golde Eboue'nin atağı takip edip mükemmel bitirişi, ikinci golde Sneijder'in içeriye koşusu ve son golde usta oyuncu Drogba'nın kalitesi herşeyi çok güzel anlatıyordu.

Galatasaray kadrosun'un bu sene yapabileceği en iyi derece bu olacaktı. Önümüzdeki yıllarda hedef bu ligde kupa kaldırmak ise; kadro olarak istikrara önem verip bu yolda doğru adımlarla ilerlemeliyiz.Türk futbolun'unun marka değeri için bu başarıları hersene tekrarlamalıyız artık.

27 Mart 2013 Çarşamba

Milli Takım Olgusu?

Miili Takım olgusu her başarısız  dönem sonrasında gittikçe azalıyor maalesef. Ülke olarak futbola olan bakış açımızın, sadece kulüp takımlarımızın başarısı ile  mutlu olmamızla sınırlı olduğu söylenebilir.

Bu ülke futbolu olarak temel bir sorunumuz. Gelişmiş ülkelerde futbol da gelişmiş olduğundan, rekabetin uluslararası alanda da  devam etmesi normal karşılanabilir. Ancak, ülkemizde hem kulüp düzeyinde hem de Milli Takım seviyesinde uluslararası alanda rekabetin olması, futbolumuzun yerinde saymasına neden olmaktadır.

Bu anlayış beraberinde günlük başarılarla yetinen futbol taraftarı ve futbolcusunu oluşturdu. Kulüp düzeyinde başarıya daha çok önem veren bir anlayış oluştu.

Milli Takım oyuncuları kulüp takımlarında göstermiş oldukları performanslarının çok altında kalıyorlar. Bunun  temel sebebi kişisel menfaaetlerin herşeyin önüne geçmiş olması. Maalasef toplum olarak da bu anlayışın her alanda ortaya çıkması sorunun asıl kaynağı.

20 Mart 2013 Çarşamba

Futbol'un Gerçekleri Var.

Kura çekimi sonrasında hergün özellikle Real Mardid - Galatasaray eşleşmesi çok haber oldu doğal olarak. Türk takımın Real Madrid gibi futbol markasıyla gazete sayfalarında yer alması gurur verici bir tablo.

Fatih Terim'in Real Madrid  maçını izlemesinden sonra, Morinho'nun Türkiye'ye gelip Kayseri deplasmanında Galatasaray'ı izlemesi çok abartıldı.  Bu seviyede ki her takımın hocası bu davranışı sergiler, futbolun doğası bunu gerektirir. Şampiyonlar liginde sekiz takım arasına girmiş her takım değer verilmeyi hakeder.

Maç için herkesin bir tahmini var. Tur'un ortada olduğu yorumlarını bile duyabiliyoruz etrafımızda. Bu yorumları yaparken futbolun gerçeklerini iyi biliyor olmalıyız. Real Madrid takımı, marka değeri ve oynanan futbol olarak ele aldığımızda, dünyanın ilk iki sırasında yer alan bir klüp. La liga da hersene Barcelona , Valencia ve Atletico Madrid gibi üst seviyede ki takımlarla yapılan mücadeleler onların tecrübesini anlatmaya yeter.

Galatasaray takımı yetenekli ve kariyerli oyunculardan oluşan yeni bir takım. Son olarak katılan Sneijder ve Drogba, bu takımda 2 aydır birlikte oynadılar. Futbolda istikrar çok önemlidir. Galasaray UEFA kupasını aldığı sene Türkiye liginde aynı kadrosuyla dört sene üst üste şampiyon olmuştu.

Real Madrid için Galatasaray çok kolay bir rakip olmayacaktır elbette. İki 90 dakika var oynanacak. Maç maç bakmak lazım. İlk maç Barnabeu 'da. Madrid bu sene  sahasında çok pozisyon veriyor. La ligada ortalama he rmaçta bir gol yemişler. İlk maç bu açıdan daha da önem taşıyor. Galatasaray orada gol bulacaktır, önemli olan kalesinde attığından fazlasını görmemesi. İkinci maç ilk maçın sonucuna göre daha da önemli olacaktır. Şöyle ki; Madrid takımı deplasmanda çok daha etkili. La ligada Valencia deplasmanında 30 dakika da 5-0 gibi şaşırtıcı skora imza atmalarını hatırlarsak; bu takımın deplasmanından korkmalıyız.

Galatasaray ilk maçta mağlup olmazsa, ikinci maçta daha kontrollü bir oyun oynama imkanı bulacaktır, aksi takdirde içerdeki maça galibiyet için çıkması gerekirse tur şansının çok düşük olduğunu açıkça söyleyebilirim.

18 Mart 2013 Pazartesi

Üç Puandan Daha Önemlisi Salih Uçan

Plezen maçındaki performansı sonrası Aykut hoca Salih'i ödüllendirerek dün ilk 11' de yer verdi. Aslında Salih ilk 11'i kaptı desek daha doğru olacak.

Fenerbahçe orta sahasında Emre ve Meireles gibi iki tecrübeli oyuncu varken, Salih forvet arkası pozisyonda görev almıştı. Bu görev onun ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu ve ona ne kadar güvenildiğini gösteriyordu. Maçın başında attığı gölü hatırlarsak; topu alışı , kararlı sürmesi ve vurmaya karar vermesi hepsi büyük oyuncu özelliklerindendi. Gol vuruşu öncesi kafasını kaldırması, vuracağı köşeyi seçmesi ve  köşeye jeneriklik  golü atmasıda herşeyi anlatıyordu bize.  

90 dakika boyunca ençok koşan oyuncu olması çok önemliydi; ama daha da  önemlisi maç içindeki duruşuydu.  İki mücadelelerin çoğunda Salih vardı, faullerde Salih vardı ,defansıın önünde Salih vardı. Günümüz futbolunda gerçek 10 numara anlamında oyunun hep içindeydi, sorumluluk alarak oynadı. Fizik olarak henüz tam fit değil , daha çok ilk 11' de oynarak hem oyununu olgunlaştıracak hem de güçlenecektir.

Salih Uçan ,Tür futbolu ve Fenerbahçe için bir değerdir. Yeter ki Salih'e güvenilsin ve o da kendini futbola vererek severek işini yapsın.

14 Mart 2013 Perşembe

Yarı Final Neden Olmasın...

Şampiyonlar liginde kuralar çekildiğinden Galatasaray için en güzel kura yorumları yapılmıştı. Shalke'nin bundan 1 ay öncesindeki performansı bizlere bu yorumları yaptırdı. İlk maçtan sonra görüldü ki; Alman futbolunun bizim futbolumuzdan çok artıları olduğunu net gördük.

Her iki takımında kendine göre avantajlı olduğu tarafları vardı. Shalke takımı' nın yetenekli  genç kadrosuna karşın, Galatasaray da  kaliteli ve tecrübeli bir kadro yapısı mevcuttu. Her iki maçta çok zor oldu Galatasaray açısından. Shalke takımı oynadığı oyunu skora yansıtamadı, bunda eldeki kadronun gol vuruşu konusunda eksikliği göze çarpıyordu. Son maçta ikinci yarının başındaki 20-25 dakikalık  Shalke baskısında 1 gol çıkmasını buna bağlayabiliriz. Burak'ın attığı gol ise; bir gölcünün takımını en zor anda nasıl sırtladığının güzel bir örneği oldu. Tur o dakikadan sonra Galatasaray'a gelmiş oldu aslında.

Hedef gruptan çıkmaktı derken çeyrek final geldi. Bundan sonra yine güzel bir kura bekleniyor. Yarı final olur mu neden olmasın. Barcelona, Bayern ve Real dışında kalan 4 takımdan biri gelirse tur %50 diyebiliriz.

11 Mart 2013 Pazartesi

Uzun Bir Gece Olabilir...

Haftasonu Shalke -Dortmund maçını izledim. Alman liginin en önemli derbilerinden biri olan ruhr derbisinde tempo çok yüksekti. Shalke ilk yarı skor avantajını yakaladıktan sonra ikinci yarıda Bastos ve Farfan ile hızlı hücuma çıkarak gol aradı. Huntelar'ın sakatlanıp çıkmasından sonra gol vuruşunda çok becerikli olamadılar. Takımın en büyük gücü fizik kapasitelerinin üst seviyede olması. Prese dayalı bir oyun oynuyorlar ve kapılan toplarla çok hızlı kaleye gidiyorlar. Son vuruşlarda becerikli olsalar maçı farklı bir skorla kazanabilirlerdi.

Salı akşamı Galatasaray'ı çok zor bir maç bekliyor. Çeyrek final için enaz onlar kadar mücadale etmeli ve sabırlı  oynamalıyız. Shalke ilk maçın skor avantajıyla turu her dakika elinde tutmak isteyecek ve kontrollü oynayacaktır. Galatasaray' ın Shalke' nin bu tuzağına düşmemesi gerekiyor. En iyi yaptıkları oyun kontraatağa hızlı ve çok adamla çıkmaları. Galatasaray'ın çıkacağı onbir çok önemli olacak. Sneijder -Drogba- Burak üçlüsünün birarada olduğu onbir'in defansif anlamda sıkıntılar yaşadığını gördük. Ben Fatih Terim'in maça sezon başındaki gibi klasik bir dörtlü ile başlayacağını, Sneijder'i külübeye çekeceğini düşünüyorum. 

İki takımda kontrollü oyanacaktır. Galatasaray'ın avantajı gol  yapabilecek oyuncu sayısı daha fazla. Sabırlı oyunu benimseyip bu gol ayaklarının performansına güvenecektir. İlk yarıda ilk maçtaki skor olursa maçın gidişatında Shalke'nin risk alamayacağını ve maçın uzatmaya, belki de penaltılara gitme itimalinin olduğunu düşünüyorum.

6 Mart 2013 Çarşamba

Manchester Turu Haketmişti.

Şampiyonlar ligi haftası geldimi futbol keyfim geliyor. Maç birde Manchester & Real maçı olunca keyfine doyum olmuyor. Oynanan futbol mücadelesinden keyif almamak mümkün değil, herşey vardı maçta.

İyi futbol iyi oyuncularla oynanır gerçeğine uygun olarak sahada da harika bir mücadelede vardı. Fizik kalite nasıl anlatayım; hepsi demirden yapılmış oyuncular gibi sakatlanma pahasına girilen mücadeleler, tekmeye uzatılan vücutlar, her topun önüne set çekme ne ararsanız vardı bu maçta. Sanki son maçlarına çıkmışçasına mücadele ettiler ,ettiler diyorum bu sözüm Manu'lu futbolcular için daha çok geçerliydi.

Manchester  beklediğim gibi sert ve hızlı oyun anlayışı ile oynadı. Top rakipteyken takım halinde sert defans anlayışını uyguladılar ve kaptıkları topla hızlı kanat oyuncuları ile Real Madrid'e zor anlar yaşattılar. İlk yarı Manu'nun kontrolünde geçti. İkinci yarı da oyun anlayışları aynen devam etti ve gol de erken geldi. Herşey Manu'nun lehine gözükürken hakem oyuna direk müdahale etti. Bu kalitede bir oyunda  verilebilecek en ağır kararı vererek o dakika' ya kadar kendinde olmayan Real Madrid'e adeta can verdi. Peşpeşe gelen iki gol Manu'yu moralmen çökertti. Ama maçı sonuna kadar kovaladılar. Saygı duymak lazım üst düzey bir mücadele örnegi gösterdiler. Maç 11'er kişi ile oynansaydı tur Manu'nun olur gözüküyordu ve gerçekten yazık oldu. Haklı olarak da tepkilerini gösterdiler hakem Cüneyt Çakır'a.

Son sözlerim Cüneyt Çakır için; kırmızı kart konusunda çok acımasız davrandı, bu ligin kalitesine yakışan bir karar olmadı. Sonrasında Rafael'in cizgide topu elle kesmesini ve son dakikalarda Ramos'un yapmış olduğu penaltıyı görmeyerek ne kadar iyi maç yönettiğini sizlerin yorumlarınıza  bırakıyorum.

28 Şubat 2013 Perşembe

Yönetememek

UEFA'dan Fenerbahçe'ye verilen ceza, 3 Temmuz süreci sonrasında futbolumuzu yönetemeyen yöneticilerimizin başarısızlığının sonucudur. Son 2 yılda Türk futbolunda yaşananlar, UEFA'daki lobimizi olumsuz yönde etkiledi. Bunda ülke futbolunu hem içerde hem de dışarı da temsil eden yöneticilerin basiretsizliklerinin payı çok büyüktür.

Futbol federasyonları özerk bir yapıya sahiptir ve öyle olmalıdır. Ancak, ülkemizde son dönemde yaşanan bu olaylar sonrasında süreçi yönetmeyi hem beceremedik hem de elimize yüzümüze  bulaştırdık. Kendi içimizde çözmemiz gereken sorunları UEFA'ya kadar taşıdık. Başta futbol federasyonu yetkilileri ve UEFA içinde bizim için en yetkili isim olan Şenes Erzik bu olaylar sonrasında  etkisiz kalarak Türk futboluna zarar vermiştir. UEFA'da az olan lobimiz eriyip bitmiştir artık. Fenerbahçe'ye UEFA tarafından üst üste verilen 2 maç seyircisiz oynama cezası bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Sonuçta; Türk futbolu bu kadar kötü yönetilse de futbolseverler olarak daha duyarlı olmamız  gerekiyor. Biz sporseveler olarak futbolumuza zarar veren olguları iyi analiz edip ,çağdaş platformlarda tartışıp akılcı yollarla çözüm arayışlarına gitmeliyiz. Olaylar karşısında verilen tepkilerin takımlarımıza ve Türk futboluna zarar vermeden yapılması gerekirdi. UEFA nezdinde imajımızı yükseltmek için spotif başarı yakalamak şart.

.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Gerçek Futbol ve Biz

Takımlarımızın Avrupa maçlarını izledikten sonra birkez daha gördük ki; standartlarımız Avrupa da oynanan mücadelenin altında maalesef.

Alman liginin bu sene  orta sırasında yer alan Shalke takımı, Galatasaray'dan fizik ve kalite olarak daha iyiydi. Shalke takımı  90 dakika boyunca oyun disipilininden kopmadan, yüksek tempoda futbol oynadı. Basit ve hızlı oyun anlayışları ile sonuç almaya çalıştılar. Bu özellikler, Alman futbolunun belirgin karakteristik özelliklerini taşımakta. Alman ligini takip eden futbolseverler bilir ki; hermaç üst düzey keyif veren maçlar olmaktadır.

Galatasaray bu takımı Almanya'da eleyebilir mi; elbette eleyebilir. Galatasaray takımında ki isimler Shalke takımına göre kağıt üzerinde ağır basıyor. Ancak takıma katılan iki isim Drogba ve Sneijder Fatih hocanın işleyen 4-4-2 sisitemini bozdu. Son Shalke maçında görüldü ki; çift forvet ve arkada Sneijder ile oynarsanız takımın sol kanat savunmasında sıkıntılar yaşadığını gördük. İkinci maç için Fatih hoca'nın takım dizilişinde  değişiklik yapacağını düşünüyorum. Drogba ve Burak ikilisinden vazgeçmek istemez ise,  orta alanda Melo ve Sneijder'den biri kesilip solda Emre ile başlayabilir. O zaman içerde oynayan oyuncunun etkinliği daha da artacak ve rakibin etkili kanat atakları için de hamle yapmış olacaksınız.

Fenerbahçe'nin Avrupa maçı içinde söyeleceklerim maalesef iç açıcı olmayacak. Belarus takımı fizik ve takım olgusu olarak Fenerbahçe'den daha diriydi maç günü. 10 kişi kaldıktan sonra bile, basit ve hızlı oyun anlayışları ile Fenerbahçe'ye zor anlar yaşattılar. Fenrbahçe'nin bir üst turda karşılaşacağı Plezen takımı tam bir takım. Çok zor iki maç bekliyor Fenerbahçeyi. Fenerbahçe kadro kalitesini  enaz rakip takım kadar mücadele ettiği süre gösterebilir. Dünya futbolunda koşmadan alınan maç sayısı gün geçtikçe azalıyor.

Her iki takımımız için söyleyeceklerimiz aslında ortak, uluslararası arenada oynanan futbol seviyesi bizim standarlarımızın üzerinde. Koşu mesafeleri, fizik gücü, dayanıklılık ve basit oyun anlayışları konusunda bir adım gerideyiz hala. Her iki takımımız da Avrupa'da bir çok külüpten ekonomik olarak üst seviyede olmasına rağmen oynanan futbol maalesef hayal kırıklığı...

14 Şubat 2013 Perşembe

Futbol Aşk İse ,Aşk Futboldur...

Futbol çocukluğumuz da içimize yerleşen heyecanı ,sevgisi ile kalbimizde ki yeri tarif edilemeyen güzel oyun. Çocukluğumuz da güzel bir maç izledikten sonra ,arkadaşlar biraraya gelip maç yapmak için sabırsızlanırdık. İzlediğimiz maçta hayalimizde ki futbolcunun en beğendimiz haraketleri taklit edilir ve gol attığımızda onun ismiyle bağırırdık.

İlk izlenen veya gittiğimiz maç hatıralarda hep yer alır. Tuttuğumuz takımın maçının radyodan takip edilmesi heyecanı ise çok başkaydı. Maç yayını yapılacağı gün heyecan sabahtan sarmıştır. Radyo alınır evin en sakin yerinde maçın başlaması beklenirdi. Tuttuğumuz takımın gol atıp maç kazanması için heyecanlı bir bekleyiş olurdu. Çok keyifli zamanlardı o günler hala çok keyifli bir şekilde  anlatırız .

Bugün de aynı heyecan ve aşk 'la futbolu takip ediyorum. Çocukluğumda ki gibi ,akşam güzel bir maç izleyeceğimi bilmek beni çok mutlu eder. Futbol bir tutkudur, aşk'tır ;karşılığı olmadan sevmenin tarifidir. Futbol aşk'ının içimizde hep var olması dileğiyle.

Şampiyonlar Liginde Futbol Bir Başka Güzel

Şampiyonlar ligi haftası geldi mi futbola olan aşkım daha da artıyor. Neden mi? Futbol kalitesinin üst seviyede olduğu keyifli maçlar izliyoruz çünkü. İyi oyuncular, kaliteli oyun ve  keyifli bir 90 dakika.  İnsanın içine futbol aşkı sindimi ondan kurtulmak istemiyorsunuz. Her hafta şampiyonlar ligi haftası olsun istiyorum.

Özellikle bizde futbolun içinde olan herkesin ve ligimizdeki antrenörlerin; Şampiyonlar Ligini yakından takip etmelerini isterim. Çok sebebi var bu ligi takip etmelerinin. Oynanan oyun zevkli, kaliteli ve seyrine doyum olmuyor. Teknik açıdan da çok şeyler içeriyor. Büyük takım antrenörlerinin takımlarını maça nasıl hazırladıklarını, maç içinde oyuna nasıl  müdahale ettiklerini  izliyoruz. Çok öğrenmemiz gereken konular var. Futbolcu seçimlerinden ,oynanan üst düzey mücadeleden ve oyun formatlarından çok şeyler çıkartabiliriz kendimize. Futbol kalitemizi arttırmak ve ülke sınırları dışında rekabet edebilmemiz  için Avrupa'da oynanan bu güzel futbolun metodolojisinin iyi analiz edilmesi gerekiyor.

Çok basit bir örnek vereyim; geçtiğimiz haftasonu Real Madrid evinde Getefa ile oynadı. İkinci yarıda 10 kişi kalan Real Madrid, eksik kaldıktan sonra son yarım saatte rakip sahada basmaya başladı ve rakibi Getafe'nin oyun kurmasına izin vermeyerek maçı tamamladı. Bizim ülkemizde bu nasıl oluyor. Takım 10 kişi kalıyor, antrenör  hücum oyuncusunu çıkartıp defansif  bir oyuncu alıp takımı kendi sahasına yaslandırıyor. Ayrıca10 kişi kalmış takıma karşı da hücum etmeyi beceremiyoruz , rakibin sahasında press yaparak baskı kurma adına takstiksel olarak çok yetersiz kalıyoruz.

Bugün ve haftaya oynayacağımız Avrupa maçlarında takımlarımızın ,maç nerede olursa olsun galibiyet parolası ile çıkması lazım. Fenerbahçe deplasmanda oynayacak, kazanma arzusuyla çıkarsanız kazanırsınız, yoksa ben 1 puan alayım yeter derseniz o bir puandan da olabilirsiniz. Ben Fenerbahçe'nin bu turu geçeceğini düşünüyorum. Galasaray'ın Shalke eşleşmesinde Fenerbahçeye oranla işi biraz daha zor. Kadro olarak Galatasaray'ın turu geçen takım olacağını düşünüyorum ama rakip Alman işi cok ciddiye almak gerekiyor.


5 Şubat 2013 Salı

Sorunlar Aynen Devam Ediyor.

İkinci yarıda  maçların daha zorlu geçeceğinden kimsenin şüphesi yoktu, ancak İstanbul takımlarının ikinci yarıya şok puan kayıplarıyla başlaması da ayrı bir süpriz oldu. Burada  en büyük etken transfer yapılanmasında. Galatasaray'da eksik bölgelere transfer yapılması beklenirken, kadro olarak şişkin olan forvet ve orta sahaya transfer yapıldı. İlk üç haftada kadro oluşumunda sıkıntılar yaşanacağını gördük.

Fenerbahçe' de sorunların boyutu hep bilinen sebepler. Yönetim ve teknik kadronun boşluğu ,sezon başından beri var olan en büyük sorun. Kadro olarak Türkiye ligi için eksiği olmayan Fenerbahçe takımında, sorunlar hep erteleniyor ve bu sezon içinde de çözülecek gibi görünmüyor.Alınan oyuncular hem iyi oyuncular, hem de  Türkiye ligini tanıyan çabuk adepte olabilecek oyuncular. Bu konuda kimsenin itirazı olamaz. Ancak sunu söylemeliyim ki; Messi bile transfer edilse, ilk maçta aynı pozisyonda oynayan oyuncunuza saygı duymanız gerekir. Bence bu hafta Fenerbahçe'de futbol etiğine uygun olmayan davranışlar sergilendi.

Beşiktaş mevcut kadroyla ikinci yarıya aynı düzende başladı. Kaybedilen puanlardaki sorunlar aynıydı. Topa sahip olma konusundaki sıkıntılar aynen devam ediyor. Her takım Beşiktaş'tan daha fazla topla oynuyor artık. Beşiktaşın gol atma konusunda sıkıntıları yok ,topa daha çok sahip olup kontrolu eline alma  konusunda sıkıntıları var. Forvet hattında oyunu tutabilecek oyuncu eksikliği var.Niang'ın form durumu bu sıkıntıyı biraz olsun azaltacaktır.

Trabzon'da Şenol Hoca'nın ayrılmasından sonra  bazı oyuncular ekstra bir motivasyon ile oynadı. Farklı kazanılan maçta rakibin yakalayıp atamadığı önemli pozisyonlar vardı. Trabzon kadrosunun ilk iki sıra için yeterli olmadığını düşünüyorum.

Bu ligde çok enterasan sonuçlar yaşayacağız gibi görünüyor. Ama şunu söyleyebilirim ki; şampiyonluk hedefleyen tüm takımların sorunları var. Sorunlarını kendi içinde daha çabuk atlatabilecek takım şampiyonluğu yakalayacaktır. Buna en yakın takım Galatasaray gözüküyor.

30 Ocak 2013 Çarşamba

Transferler Sonrası Beklentiler

Transfer döneminde sona  yaklaşılırken bomba isimler kadrolara katıldı. Galatasaray'ın Sneijder ve Drogba  transferleri, hem Dünyada hem de ülkemizde büyük ses getirdi. Galatasaray iyi olan kadrosunu yıldız iki oyuncuyla güçlendirdi. Merak edilen soru, bundan sonra Fatih Terim'in nasıl bir onbir kuracağı ve bu iki ismin takıma ne oranda katkı yapacağı..

Forvet konusunda kulübe zenginleşirken, rekabet  üst düzey olacak. Bu kadar forvet özellikli oyuncu kadroda varken, Fatih Terim'in tek forvetli sistemi tercih etmesi bana göre şaşırtıcı olur. Açık forvet oynama özelliğinde  Umut ve Burak ikilisinin ortasına, Drogba koyularak üçlü forvete geçilebilir. O zaman orta alanda baklava modelinde Selçuk-Melo-Sneijder üçlüsü  yapılabilir. En iyi defans hücüm anlayışını benimseyen Fatih Terim, forvet oyuncularından maksimum oranda faydalanacaktır.


Fenerbahçe'de son dakika Emre transferi çok konuşulacak. Biz olayın futbol kısmına bakarsak, Emre oyunun merkezinde topu ileriye taşıyacak isim olacaktır. Forvete Webo takviyesinden bahsediliyor. Eğer bu transfer gerçekleşirse, Aykut Kocaman çift forvete geçermi; bu da merak edilen bir diğer konu olacak. Belhanda transferi gerçekleşmez ise 4-4-2 sistemine geçebilir Aykut Kocaman. Kadro orta sahada Emre -Meireless, sağ kanatta Kuyt,  solda Caner yada Stoch , ileride  Webo ve Sow olarak oluşabilir. Belhanda transferi yapılırsa, o zaman tek forvet sistemine devam edilir, sola Sow, sağa Kuyt, ileride Webo, arkalarında Belhanda dizilişi yapılabilir. Hangi sistem daha çok faydalı olur dersek; bunu saha içinde  görmeden söylemek doğru olmayacaktır.




28 Ocak 2013 Pazartesi

Fenerbahçe' de Sorunlar Aynı

Fenerbahçe'de sıkıntılar aynen devam ediyor. Aykut Kocaman'ın ısrarla takımı tek santrafor oynatmaktan ve aynı özellikte Meriless- Topal ve Cristian üçlüsünden vazgeçmediği sürece bu takımın oyun ritminin artmasından bahsedemeyeceğiz.

Gaziantep maçında ikinci yarıya 1-0 geride  başlayan Fenerbahçe' de çift forvete dönülür mü diye beklenirken; Semih Şentürk oyuna girerken Sow sol kanat'a çekildi. Bu değişiklik Fenerbahçe'nin temposunu arttırmadı doğal olarak. Mehmet Topal -Merieless ve Cristian üçlüsünün her zamanki ofansif futbollarının yetersiz oluşu, Fenerbahçe'nin rakibi karşısında baskı kurmasında en büyük engellerden. Aykut Kocaman bu ısrarında devam ettiği sürece sıkıntılar hep yaşanacaktır. Ne zaman Topal çıkıp Caner oyuna girince,  klasik 4-4-2' ye  dönüldü o zaman baskı arttı ve sonuca gidildi.

Gazientep maçında yine gördük ki; takım çok kırılgan bir yapıda oynuyor. Maç 1-1 iken, verilen çok net iki pozisyon vardı. Fenerbahçe hücum yaparken orta saha bir anda oyundan düşüyor ve geriye dönüşlerde çok sıkıntılar yaşanıyor. Antepli oyuncular beceriksizliklerinden bu önemli pozisyonlardan yararlanamadılar. Son dakikalar da, Salih oyuna  girdikten sonra gördük ki; top ayağına yakışıyor ve ben bu takımda oynamalıyım diyor. Aykut hoca'nın takımı daha ofansif oynatması için Sow'un yanına  partner bulması ,bu Semih ya da  Kuyt olabilir. Orta alanı ise elindeki oyuncu kadrosuna göre en verim alabileceği Caner- Topuz - Salih -Meriless dörtlüsünden oluşturması gerekir. Aykut Kocaman bu sorunları göremez ise şampiyonluk erkenden elden kaçacaktır.

24 Ocak 2013 Perşembe

Aranılan Profil Salih Uçan

Fenerbahçeli futbolcular dün çok istekliydiler. İleri uçtan defansa  kadar herkes  oyunun içinde yardımlaşma arzulanan seviyedeydi. Rakip Bursa'nın Batalla ve Belluschi gibi önemli  iki oyuncusundan yoksun olması takımın ritmini bozmuştu. Ancak dün akşam Fenerbahçe takımı sahada maçı çok ciddiye almış bir hüviyetteydi.

Dün akşamki maç için bireysel anlamda konuşulacak bir yetenek vardı. Salih Uçan 18 yaşında Fenerbahçe  takımında ara transferde en çok konuşulan ve aranan pozisyonda oynadı dün. Meireles ön libero mevkiinde oynarken Aykut hoca Salih'i önde oynatarak onun yeteneklerinin bu pozisyona uygun olduğunu gösterdi herkese.

Salih de birçok özellik bir arada toplanmış. Oyunu çabuk oynuyor futbol algısı yüksek. Maçın hemen başında ceza sahası önünde Semih' e vermiş olduğu gollük pas hücüm anlayışında öngörülerinin ne kadar gelişmiş olduğunun bir kanıtı. 90 dakika oyunun hep içindeydi bu özellikteki bir oyuncu için çok önemli. Top rakipteyken topu kapmak adına da çok yetenekli. Topa ne zaman müdahale edeceğini iyi hesaplıyor. Bi pozisyonda uzun bacaklarını iyi kullanarak usta oyuncular gibi kalçasını kullanarak topu rakipten çekmesi etkileyiciydi. Fenerbahçe de Alex sonrası oyunun her iki yönünüde oynayabilecek bir oyuncu aranıyor. Salih bu özellikleri barındıran ama genç bir oyuncu. Genç diyorum maçlarda düzenli olarak yeni süre almaya başladı. Henüz  kendine olan güveni oturmuş değil. Bu ancak oynayarak elde edilebilecek bir özellik. Penaltı kullanması yönünde kendisine sunulan teklifi cesaret edip kullanamaması da çok normal karşılanmalı.

Fenerbahçe de kısa vade de  hedeflere ulaşmak için transfer yapılması gerekiyor. Belhanda transferi yapılsa da Salih Uçan'ın takım içinde yer bulması önemli. Aykut Hoca Salih'in bu takımın önemli bir parçası olduğunu bize gösterdi.

23 Ocak 2013 Çarşamba

Wesley Sneijder

Sneijder transferi ara dönemde futbol piyasasında en çok ses getiren transfer olmuştur. Ajax'ta  başladığı başarılı futbol yaşantısına Real Madrid ve İnter gibi köklü ve başarıya endeksli kulüplerde devam etti. Birçok yıldızla bir arada oynadı ve UEFA şampiyonluğu dahil birçok kupayı kazanma  tecrübesi yaşadı. Real Madrid' te oynarken 2009 yılında UEFA tarafından yılın en iyi orta saha oyuncusu ödülünü aldı. Oynadığı takımlarda attığı gollerin dışında asist özelliğinin yüksek olması ( İnterde 114 maç 25 gol 39 asist) onun takım içinde pozisyonunu daha net anlatıyor.

Galatsaray' a transferinde en çok konuşulan konu maliyeti olsa da kariyerine baktığımızda takıma büyük bir katma değer katacağı gerçek. Eylül ayından bugüne kadar resmi bir karşılaşmada oynamamış olması şimdilik bir handikap olarak gözüküyor. Hedef şampiyonlar ligi maçına kadar hazır hale gelmesi olacaktır.

Merak edilen sorulardan birisi de takım oyun dizilişinde ve tercihlerinde ne gibi değişiklikler olacağı. Oynadığı takımlarda forvet arkası on numara pozisyonunda oynadı. Galatasarayda da bu pozisyonda oynaması için bi formül bulacaktır Fatih Hoca. İlk olarak Umut ve Burak' tan vazgeçmeyerek 4-3-1-2 dizilişi denenebilir. Orta üçlü Selçuk-Melo ve Hamit ilk akla gelen önlerinde Sneijder ve açık pozisyonunda da oynabilme özelliğine sahip Burak ve Umut. Ligde bu formatta oynayabilirsiniz. Şampiyonlar liginde tek forvet arkası Sneijder ve klasik dörtlü orta saha sola Emre sağa Hamit göbekte Selçuk -Melo dizilişi stratejik şampiyonlar ligi maçlarında denenebilecek bir sistem olabilir.

Ülkemize gelen kaliteli yabancı oyuncuların doğru yaşta ve zamanda transfer edilmesi çok önemli. Çünkü verim alabileceğiniz seneler var önünüzde. Futbol iyi oyuncuların bir arada oynadığı zaman daha çok keyif verdiği bir oyun. Bu açıdan bu transfer başta Ülkemize ve Galatasaray'a hayırlı olsun dilerim.

21 Ocak 2013 Pazartesi

Samuel Holmen...

Haftasonu Beşiktaş -İstanbul Belediye maçının tamamını  izledim. Belediye takımı herzaman çok dikkat edilmesi gereken bir takım. Bu maçta iyi oynamamalarına rağmen disiplinli futbolu  ile maçtan hiç kopmadılar. Beşiktaş' ında maçı kopartacak bir üretkenlikte oynayamaması sonucunda maçın berabere bitmesi normal sonuç oldu.

Holmen ve Webo iikilisinden bahsetmek istiyorum. İlk golde Webo' nun topu alışı dönüp Holmen' e pası çok güzel bir gol organizasyonuydu.  Holmen 3. sezonunu  yaşıyor ve  her yıl bu oyuncu daha da göze çarpıyor ya da biz  geç farkediyoruz. Orta alanda mücadele gücü, çalışkanlığı ve futbol zekası ortalamanın üzerinden bir oyuncu. Transfer döneminde  bu bölgeye dışarıdan oyuncu bakmaya gerek yok. Holmen daha iyi bir takımda çok da büyüyecek bir oyuncu olabilir.

Beşiktaş' ın sorunları aynen devam ediyor. Kadro yapısı tecrübeli oyunculardan kurulu değil. Çok heyecanlı oynuyorlar buna karşın rakibinde oynamasına  izin veriyorlar. Beşiktaş birçok maçta skor üstünlüğünü yakalasa da maçı soğutacak oyunun kontrolünü kendine geçirecek şekilde oynayamadı çünkü oyuncu yapısı  buna uygun değil. Fernandes sakatlık sorunu yaşıyor bu oyuncudan tam verim alınamaması da  sıkıntıyı arttırıyor.

İkinci yarı başlangıcı aslında süpriz olmadı. Her yıl ara verilen dönemlerde büyük takımlar bu sonuçlarla karşılaşıyor. Şampiyonluk hedefleyen takımlar tatilden çıkamamış Anadolu takımları ise kaldığı yerden devam eder görüntüdeydi. Şampiyon olmak isteyen takımın işi hiçde kolay olmayacak hermaç zor olacak. Anadolu taımlarını içerde yenmek de zor artık. Fırsatları tepmeyen takım ipi gögüsleyecek. Fırsat  tepmek gelenek haline geldiğinden çok enteresan haftalar  yaşayacağız.

16 Ocak 2013 Çarşamba

Hakemlerimiz...

Ligimizde hersene hakemlerimizin performansları  çok konuşulur. Bazen maçın önüne geçer ve hatta hakemin kariyerinin sonlanmasına  kadar süren anlamsız  bi tartışma başlar. Buna  sebebiyet veren nedenler çoktur ama en önemlisi hakemlerimizin kendilerini geliştirememiş olmasıdır. Kariyerini geliştirmek için uluslararası alanda maç almak hakem açısından önemli bir gelişimdir. Önem derecesi yüksek maçlara atanmak da artı bir tecrübe olur. Bir maçı en az  hatayla nasıl yönetirim diyen bi hakemin  Dünya futbolunu takip etmesi ve çok maç izlemesi gerekir.

Bizim ligimizde futbol sert ve dayanıklılığa uygun oynanıyor. Bizim lige uygun İtalya ve İngiltere ligi maçlarının hakemlerimiz tarafından ciddi anlamda  ders düzeyinde  takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu sayede ikili mücadeler de, sarı ve kırmızı kart uygulamalarında, hızlı akan oyunda oyunun akışını bozmadan oynatma konularında gözlem ve yorum bilgileri daha çok artacaktır.

Akdeniz insanı olarak duygusal ve dış etkenlerden etkilenen bir yapıya sahibiz. Hakemlik müessesesi de Türkiye'de  çok etkileniyor dış güçler tarafından. Bu Avrupada da farklı değil aslında hatta daha fazla diyebilirim .Futbol endüstrisinde  bu kadar çok paranın dönmesi büyük oyuncuların etki alanlarını  genişletiyor. Bunun sonucunda da herkes nasibini alıyor maalesef.

Son olarak söyleyeceğim hakemlerimiz bireysel olarak yeteneksiz değiller, yeterince derslerini çalışmıyorlar. Dünya futbolu takip edilir, kariyer gelişimine odaklanılırsa bundan sonra hakemlerimiz hakkında daha güzel tartışmalar yaparız.

15 Ocak 2013 Salı

İkinci Yarıyı Beklerken

Toplum olarak her ne kadar  futboldan soğuduk desek de futbolsuz geçen haftasonları sıkıcı olmaya başladı. İngiltere ve İspanyada bu aranın çok kısa olması futbolseverler için büyük nimet olmuştur her zaman.

Her sene olduğu gibi bu devre arasında da  takımlarımızın  bomba transfer haberleri ile  hergün karşılaşıyoruz. Bi Messi ve Ronaldonun Türkiye'ye gelmediğini  duyduk. Ülkemiz futbol endüstrisi  konusunda o kadar gelişmiş ki ! milyon eurolar nasıl da şipşak telaffuz ediliyor. Bonservis bedelleri 8-10 milyon eurolardan açılıyor, futbolcu ücretleri yine öyle 2 milyon eurodan aşağı rakam yok artı maç başı ücretleri adamın başı dönüyor. Doğal olarak da futbol yaşantısının son virajına  girmiş oyuncular için Türkiye bu açıdan cennet oluyor.

Ara transferde oyuncu bulmak çok sıkıntıldır. Hem maliyetli hemde  aranılan pozisyona uygun futbolcu bulmak da zordur. Kadronuzu sene başında kaliteli ve geniş yapacaksınız ki devre arasında 1 yada maksimum 2 takviye ile yola devam edebilesiniz. Bakıyorum bizim ligimizde kafaya  oynayan Avrupa dahil birden fazla kulvarda mücadele edecek takımlar için 2'den fazla oyuncuya ihtiyaç var.

İkinci yarı ilk yarıdan daha zorlu geçecek. Kadro genişliği bu açıdan çok da önemli. Fenerbahçe ve Galatasaray için Avrupa maçları da olacak daha da zorlu haftalar onları bekliyor. Sneijder eger gelirse Galatasaray'a Fatih Terimin kafasında bazı yüksek profilli maçlarda tek forvetli sisteme dönme förmülleri var gibi gözüküyor. Sol kanat transferi de  yaparlarsa lig için yeterli ancak şampiyonlar ligi için öyle kesin konuşamayız. Fenerbahçe de kim gelirse gelsin Aykut Kocaman çift forvete  dönmediği sürece bu oyuncu kadrosuyla hücum gücünü arttırmaları çok zor. Beşiktaş bu iki  külübe göre kadro olarak zayıf ,transfer de çok adam alınacak gibi gözükmüyor. Hedef  seneye Avrupa kupalarına katılabilmek olacak. Bursa ,Trabzon içinde hedef Avrupa kupaları için bi yer bulabilmek olacaktır .